BaşarıÖyküsü

2011-02-05 17:19:00

 

Eğitimde Fatih Projesi Teknoloji ve Liderlik Formu Web Günlüğü Topluluğuna Hoşgeldiniz..

Eğitiminiz süresince bu Topluluk katılımcılarımız için kursta anlatılan modüllerle ilgili yansıtmalarını ve fikirlerini birbirleriyle paylaşacakları bir alan sunmaktadır.

Her modülün sonunda sizden günlüklerinizi eklemeniz ve eğitimlerle ilgili ilginizi çeken her hangi bir konuya cevap vermeniz istenecektir. bu alanda çalışırken sınıftaki işbirliği ve öğrenme potansiyelini düşünün.

Ayrıca, eğer seçerlerse, her üyenin kendi blogunu yazma seçeneği vardır. Bireysel bloglara erişim sağdaki açılan menüde bulunmaktadır. Bireysel blogunuzu yazarlığı deneyeceğiniz bir alan olarak kullanın.

Lütfen ilk etkinlik olarak yaşamış olduğunuz veya tanık olduğunuz bir Başarı Öykünüzü bu yazıya yorum olarak ekleyiniz...

Tekrar hoş geldiniz..

66
0
0

1983 Yılında Karataş ilkokulunda göreve başladım.Dört yılım veli ve öğrencilerle içiçe geçmiştir. Eğitime önem verilmediği ve çocuklarını bir üst öğrenime köyde okul olmadığı veulaşımın kısıtlı olduğu önemlerdi.Velilerimize ve öğrencilerimize eğitimin önemini anlatmaya çalıştık.Kızöğrencilerimizi özellikle imam hatip lisesine ve kızmeslek lisesine kayıtyaptırırarak ilkadımı kız öğrencilerimizdden başlamış olduk. Liseye giden ve mezun olan öğrencilerimize okulumuzu n sınıflarını açarak dershane gibi kullanmaya başladık öğrenci sayısı beş veya altı kişi ve ciddi anlamda çalışmak isteyenleri aldak gece saat onikilere kadar ders çalışmaya başladılar .Lojmanda kaldığımdan dolayı teneffüs saatinde evmde çay demleyerek öğrencilerle beraber çayiçerekonbeşdakika mola veriyorduk bu çalışmalarımız bazı velilerce olumlu bazılarınca hoş karşılanmadı oama öğrencilerle beraber bu mücadeleye devam ettik.Okulumuz 1963 yılında eğitim ve öğretime açılmıştı bina vefiziki olarakyetersiz veyıkılmak üzereydi . 2000 li yıllara ulaştığımğımızda lise mezunu öğrenci sayısı yüzde seksenlere ve üniversitede okuyan ve mezun olan öğrenci sayımız 160 kişiye ulaşmıştı .Bu eğitim sonucunu ve örneklerini milli eğitim müdürlüğümüzce paylaşılması sonucunda 16 derslikle bir okul yapılarak eğitime önem veren köyü ödüllendirilmiş olundu. 2 yıl önce

mehmet ali bozdağ mehmet ali bozdağ 2001 yılında merkez doğukent ilköğretim okulunda müdür olarak göreve başladım.Prefabrik bir okul idi. Yeni yerleşim yeri olduğu için sürekli öğrenci artışı oluyordu.On derslikli olan okulu sekiz yılda yirmi iki desliğe çıkararak milli eğitimden hiçbir destek almadan yaptık. 2 yıl önce

Elbistan Köseyahya köyünden 1983 yılında Ev- pınarbaşı ilkokuluna Müdür olarak tandım.pazartesi günü saat 14,de pazarcık Evri -pınarbaşı ihlkouluna geldim.öğretmen ,beni içeri aldı ÷müdür odasına götürdü.nabakayım odada bir tahta masa ,masanın yarıklarına parmaklarım sığacak kadar yarık ,üsten baktığında içindekiler görünüyor.Bir dahta dalap ,kırık,döürk.HEMEN Sınıflara girdimiki metre uzunluğunda altlarına biket konmuş sıralar iki derslikli ,245 öğrencili bir okul her sınıfta 2 öğretmen ders veriyor bu nasıl bir okul diye çare aramaya başladım.Hemen çevreyle işbirliğine .Kamuoyu oluşturdum İlçe milli eğitim müdürüve İlçe Kaymakamı ile işbirliğ yaparak okulun temelini köylülere kazdırdım.Kaymakam bana köye geleceğini camiden anos yaparark kölüyü okula topladım.Uİlkönce Milli eğitim müdürü konuştu sonra kamakam konuştu ,köylünün biri ayağa kalkarak hakim bey bu okulun yerini ve okulu hem yeri verdik hemde biz kürtler okulu yaptırdık.Bu okuluda türkler yaptırsınlar dedi Milli Eğitim müdürü ayağa kalkarak gölge etmesinler başka ihsan istemem diyerek burada eğitimci bir kaymakamımız var,hemde genç pırıl bir müdünüz var bu size allah,ın lutfudur kıymetini bilelim dedi .Başka bir mahalle muhtarı kaymakam bey,Memik Yurdabakanla ,Hasan Kanışirin tutarsa bu okul kısa sürede yapılır benden onbinlira dedi.ben ogün için ikiyüzbinlira topladım. kısaca 5 ayda iki dersliklikli okul bir Müdür odalı bina yapıldı. 2 yıl önce

ACEMİ ÖĞRETMEN ACEMİ ÖĞRETMEN 11 Eylül 1996 yılında Trabzon -Çaykara K öknar Başyurt i.ö.o da göreve başladım.36 kişilik birleştirmiş sınıf okuduyordum.Köyde ne yol var ne de insan vardı. Herkes çalışmaya gidiyor yazın köye yaylaya geliyorlardı.İlk görev ilk öğretimle ilglili bir şey bilmiyorum, ne yapacağım diye kara kara düşünüyordum.Sebebi benden başka köyde kimse yok soru sorabilecek.Ama o miniklerinlerin yüz ifadeleri bizlere bir şeyler öğret dercesine bana gülümsüyor gözlerime bakıyordu.Bu duygularla iki yıl çalıştım .köylüler ve öğrenciler bana bende onlara alışmıştım.İki yılı mutlu bir şekilde tamamladım.Tayin istedim ayrılırkenki o öğrencilerimin halini hiç unutamıyordum.Çünkü göz yaşları sel olmuştu. 2 yıl önce

Alaiddin BAYRAKCI Alaiddin BAYRAKCI Başarı kişinin yaptığı işten haz duyması ise;ben bu yaptığım işten bayağı haz duyuyorum.
Öğrenci taraması için bir gün Kahramanmaraş ili Türmoğlu İlçesine gitmişütik.Kaymakam beyi ziyaretimizde bize \"Türkoğlu ilçemizde bulunan siyam ikizlerini babalırını dilendirdiğini ve bundan dolayı da Vali Beyin çok rahatsız olduğunu söyledi.Bu çocuklar için ne yapabileceğimiz hakkında bilgimiz olup olmadığını sordu.Bende Milli Eğitim Bakanlığımızın \"Evde Eğitim\" adı altında bir çalışması olduğunu,bundan faydalanarak bu çocuklarımızı eğitime kazandırabileceğimizi belirttim.
Kaymakam Bey bu durumdan çok memnun oldu.Bu uygulama ile ilgili bizden detaylı bilgileri aldıktan sonra,durumu İlçe Milli Eğitim Müdürüne sordu.Ne yazıkki ilçe milli eğitim müdürünün o ana kadar bu çalışmadan haberi yoktu.Kaymakam Beyin ricası üzerine bizler ilçe milli eğitim müdürlüğüne giderek,Müdür beye de bu durumu anlattık.Daha sonra gerekli işlemler yapıldı.Dosya benimde aralarında bulunduğum\"Özel Eğitim İl öğrenci Tanılama\"kuruluna geldi.Siyam ikizlerine evde eğitim başlamıştı.Bir kaç ay sonra ulusal kanallardan birinde şöyle bir haber duydum.\"Kahramanmaraşın Türkoğlu İlçesinde bulunan siyam ikizleri okuma ve yazmaya başladılar.Sanki onlara okumayı ben öğrettim gibi aşırı bir haz duymuştum.
Eğer başarı başkalarına faydalı olmaksa bu benim başarım diye övünebilirim. 2 yıl önce

HASAN FEYZİ KANAT HASAN FEYZİ KANAT İlk göreve başladığım günü ve heyecanını hiç unutamıyorum.Şartlar gereği dolmuşla belli ir mevkiden sonra bir saate yakın yürüyordum.Bu şekilde köye ve şehre gidiş gelişim bir yıl devam etti.Sonra köyden bir ev ayarlayıp oraya yerleştim.Okulun etrafını köylülerle birlikte çevirdik.Çatıyı bir kaç kere yeniledik.Tuvalet yaptık.Bunlar gibi fiziksel anlamda çok işler yaptık.Okumaya ilgi hiç yoktu.Liseye bile gidilmiyordu.Köyün gençlerine okumayı sevdirdim.Şimdi üniversiteye giden öğrencilerimi görüp duydukça çok mutlu oluyorum.Orada ondört yıl kaldım.Hep birleştirilmiş sınıf okuttm.Dokuz yıl birinci sınıf okuttum.Okuma yazmaya geçen her öğrencimde gözyaşlarımı tutamadım. Ben bu mesleği çok seviyorum.
2 yıl önce

İsmail YARAY İsmail YARAY 1994 mart ayının 11 günü ilk görev heyecanıyla Samsun merkeze bağlı üçpınar köyü Yavşan mezrasına doğru yola çıktım.
Eski jiplerden birisini kiralayarak yola çıktım.
Coğrafi yapısı itibariyle derin vadilerden yağmurlu bir havada 23 km lik yolu 1.5 saata katederek mezraya ulaştık.
Muhtar; kendisine ait iki odalı evden bozma okul binusını bana gösterince adeta şok lmuştum. dış kapısı yamaca bakan binanın yarısına kadar kar vardı. Muhtar kapıyı açar açmaz kar bizren önce içeri girdi.
Derken ggörevime başladım. Heyecanla okulun açılp öğrencilerimle kavuşacağım günü beklemeye başladım. Mart ayı ama öğretme olmadığından dolayı okul kapatılmış. Ben kapalı okulu açacaktım. Gün geldi çattı öğrencilerin okula geldikleri sabahın bende uyandırdığı heyacanı hala unutamıyorm.
Tüm sıkıntılarımıza rağmen öğrenci ve velilerin okula ilgilerini olumlu yönde geliştirdik.
Bana ilginç gelen şey okulda hiç 23 Nisan kutlamaları yapılmamış. Komşu köylere öğrenciler götürülmüş.
İlk yıl kutladığımız bayram törenlerine üç beş kişiden başka kimse katılmamıştı. Bayramın renkli ve gzel geçmesinden dolayı.
İkinci yılki 23 nisan kutlamalara herkes evinin kapısını kitleyerek bayrama geldi.
Bu okulun tarihinde hiç bir öğretmen bir yıl süreyle görev yapmamış, Ben o mezrada 3 yıl gorev yaptım.
Geldiğim zaman tüm köylünün beni yolcu ederken ağlayışlarını hala unutamıyorum... 2 yıl önce

ömer faruk günay ömer faruk günay öğretmenliğin en güzel tarafı yetiştirdiğimiz fidanların meyvelerini görmek olsa gerek. Mezun ettiğimiz öğrencilerimden hele de şu an görevde olanlarla karşılaştığımızda öğretmenliğe başladığımdaki ilk heyacanı yaşamama sebep oluyor. bu heyecanı hep yaşamak dileğiyle........ 2 yıl önce

Fazlı ZABUN Fazlı ZABUN 1994 yılında Barbaros İlköğretim okulunda çalıştığım yıllar idi.İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Gençlik Spor İl müdürlüğünün birlikte organize ettiği yüzme yarışmalarına Okulların katılımı isteniyordu.Bizde istenilen yaş grupları düzeyinde sınıflara duyurduk ve yarışmaya katılabilecek düzeyde yüzme bilen öğrencilerin Okul idaresine gelmesini istedik.Birkaç öğrencinin yanısıra bir ayağının dizden aşağısı, diğer ayağının dizden yukarısına kadar kısmının olmadığı ortopedik engelli bir öğrencide gelenlerin içinde idi.Bu öğrenciye yüzme bilip bilmedeğini sorduk,tabi bildiğini söyledi.Biz bu işin şekesının olmadığını 3 metre derinlikte ve oldukça genişbir havuzda yüzeceklerini, hatta kendilerini boğulmaları durumunda kurtaramayacağımızı söyleyince bize;Sır sarajında yüzmeyi öğrendiğini ve yüzme bilmeyenleri kurtarabildiğini söyledi.Bunun üzerine bizde bu öğrenciyide takıma dahil ederek yüzme yarışmalarına katıldık.Havuza vardığımızda oradaki görevlilerde özürlü bir öğrencinin yüzüp yüzemeyecğxeği konusunda tereddüt ettiler.Ancak bütün tereddütler öğrencimiz havuza girinceye kadar sürdü. Öğrencimiz yalnıcca kollarıyla diğer sağlam öğrencilerden daha hızlı yüzüyordu.Spor il Müdürlüğü bu öğrencimizin yüzme konusundaki azmi ve başarısını görünce ona destek vermeye başladı.Bizde Okul olarak ona her türlü desteği verdik.Önce özürlüler il takımına sonrada milli takıma seçildi.Bunun devamında birçok ulusal ve uluslararası yarışmalarda dereceler elde etti. Bu arada Çanakkale boğazını yüzerek geçti.Azmini eğitimde de devam ettirdi.İlköğretimi ve Liseyi bitirdi. Millilik Kontenjanından KSÜ beden eğitimi bölümüne girerek mezun oldu.Ve şu anda Ali UZUN isimli bu öğrencimiz İl merkezinde bir İlköğretim Okulumuzda beden eğitimi öğretmenliği yapmaktadır.Bu öğrencimizi o dönemde yüzme yarışmalarına katmakla onu hayata bağladığımızı ve topluma yararlı bir birey olmasına katkı sağladığımızı düşünüyorum. 2 yıl önce

Ramazan GEZER Ramazan GEZER Yeni görev yerime yeni başlamıştım. Okul müdürü olarak ilk önce öğrenci başarı düzeyini kontrol etmek oldu. Kontrol işi çok uzun sürmedi.Okuldan mezun olanlar bu güne kadar düz lise harici bir yer kazanamamışlardı. Bu gidişe dur diyecek bir ekip hali hazırdaydı. Onları yönlendirecek bir lider gerekliydi. Hemen işe başladım. Öğretmen arkadaşlarla durumu görüştüm çok olumlu baktılar. Hepsi destek olmaya hazırdı. Geriye sadece helva yapmak kalmıştı. Çok zeki olmamasına rağmen çalışmayı ve başarmayı amaçlayan bir öğrenci üzerinde yoğunlaşmalıydım. O’nu buldum. Hem kendisi hem de ailesi buna hazırdı. Köylünün köstek olmasına bile aldırış etmeden çalışmalarına sımsıkı sarıldı öğrencimiz ve ailesi. Gerek öğretmen arkadaşlar ders verme olarak gerekse ben materyal olarak elimizden gelen her şeyle çalışmamızı sürdürdük. Sınav günü ben öğrenciden daha heyecanlıydım. Sınav sonuçları açıklandığında öğrencimizin Anadolu Lisesini kazandığını görünce işte azmin zaferi dedim. O artık o köyün yıkılmaz dedikleri tabularını yıkmış bir kız öğrencininde okuyabileceğini ve kimsenin bu güne kadar yapamadığını bile yapabileceğini göstermiş oldu.
2 yıl önce

Kadir DİKMEN Kadir DİKMEN 2006 yılı idi. Daha önceden kurucu müdür yardımcılığı yaptığım okula müdür başyardımcısı olarak tekrar dönmüştüm. Müdür bey şubat,haziran ve de eylül ayı öğretmenler kurulu toplantısında okulumuzun yeni açıldığını, diğer okullarda başarılı olamayan öğrencilerimizin okula nakledildiğini söylüyordu. Okulumumuzun başarıyı yakalaması için 5 yıla daha ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Neyse ki ekim ayında müdür bey okuldan ayrıldı. Ben de vekaleten de olsa okul müdürü idim. 24 Kasım Öğretmenler gününde öğretmenler kurulu toplantısı tertip ettim. Öğretmen arkadaşlarıma başarının ekip işi olduğunu, öğrencelerin seçme öğrenciler olsa da bireysel farklılıkları bulunduğunu anlattım. Arkadaşlarım hiç vakit geçirmeden aralık ayı başından itibaren okulda ücretsiz kurs açmak istediklerini kendileri beyan ettiler. Bunun üzerine kursumuzu bir plan dahilinde açtık, kursa katılacak öğrenclieri belirledik ve hemen işe koyulduk. Sene sonundaki OKS sınavında 3\'ü Fen Lisesi olmak üzere 18 öğrencimiz Anadolu Öğretmen Lisesi ve Çeşitli Anadolu Liselerine yerleştiler. Sonraki yıllada da bu durum artarak devam etti. Başarının göreceli bir kavram olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Sonraki yıllarda da okulda güven ortamı oluşturuldu. Bütün veliler ziyaret edilerek eğitim ortamına dahil olmaları sağlandı.
Sonuç olarak tekrar ve tekrar diyorum ki başarı ekip işidir. Güven, huzur, inanmak, çalışmak başarının anahtarıdır. İnanan, ve başaran arkadaşlarıma selam ve dua ile. 2 yıl önce

Mehmet KABAK Mehmet KABAK Bir toplumun her alanda liderliğini üstlenmesi gereken öğretmenlerdir.
Tüm meslekler de olduğu gibi öğretmenlik mesleğinde de başarılı olmak için mesleğimizi sevmek gerekir.
Otuz yıllık meslek hayatımın yirmi sekiz yılı eğitim yöneticisi olarak geçti.
Bize emanet edilen ülkemizin geleceği ve bu geleceği kuracak olan gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz oldukça ağırdır.
Anadolunun çeşitli şehirlerinde görev yaptım.Her görev yaptığım okulda,oradan ayrıldığım zaman insanların beni güzelliklerle yağdecekleri eserler bıraktığıma inanıyorum,buda beni son derece mutlu ediyor.
Göreve başladığımız 1980 li yıllarda şimdiki imkanları kıyaslamak imkansız.Bir okula yeni atandı iseniz hele bu bir köy okulu ise mutlaka çok işiniz var demektir.
1990 yılında Türkoğlu Büyük imalı köyüne müdür olarak atandım.
Okul her yönü ile dökülmüş,fiziki olarak perişan bir vaziyette idi.
Öğrenci sıraları 1950 li yıllardan kalma,öğrenci masası ve sırası birleşik olan tipte yapılmış.Çam ağaından yapıldığı için her tahta parçasının arasına bir kalem sığabiliyordu.İşe sıraları yenileme ile başlamaya karar verdim.
Öğrenciler kışlık yakacak için her gün bir paraça odunu kitaplarla iç içe koyarak çantasında getiriyorlardı.Veli toplantısı yaparak,bir defaya mahsus olarak her öğrenci için bir hayvan yükü odun getirmelerini istedik.Yaklaşık 25- 30 ton odun oldu.Yeteri kadarını kışın yakmak üzere depoladık.20 ton kadar odun fazla idi.köy ihtiyar heyeti kararı ile bu odunları satmaya ve sıra yaptırmaya karar verdik.köyde görev yapan hemşire ve öğretmenlere,bir kısmınıda kaymakamlığın bilgisi dahilinde ilçede satarak paraya dönüştürdük.Köyün marangozuna standartlara uygun şekilde 100 takım sıra yaptırdık.Bir 23 Nisan Bayramında tüm köy halkı ile birlikte sıraların açılışını yaptık.Aynı zamanda ilk defa bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramında öğrenciler bando takımı eşliğinde köy içerisinde yürüyüş ve gösteriler yapıyorlardı.Bu durum tüm köyde büyük mutluluk ile karşılanmıştı.
Bu sadace öğretmenlik ve yöneticilik mesleğimde yaptıklarımdan çok küçük bir kesit.Yeni nesil meslektaşlarım artık her şeyi hazır bulma noktasındadır.Devletimizin imkanları her geçen gün dahada iyileşmektedir.Genç meslektaşlarımıza sadece bilgi ve deneyimlerini öğrencilere aktarma,onları yönlendirme,rehberlik etme görevi düşmektedir.
Başarı mutlaka gelecektir,yeterki işimizi ve öğrencilerimizi sevelim.
Mehmet KABAK
Mrk.Mimar Sinan İ.Ö.Ok.Müdürü
Bu sayede 100 takım 2 yıl önce

Kaptan Kaptan 2003 yılı Eylül ayının başlarıydı.Üngüt ilköğretim okulunda müdür yardımcısı olarak çalışmaktaydım. Aniden okul müdürünün tayin isteği kabul oldu ve müdür vekili olarak göreve devam etmem istenildi.Okulun sorunları çoktu.Acil olarak okulun boyanması ve ihata duvarının eksikliklerinin tamamlanması gerekiyordu.Okulun imkanı yoktu.Bölgemiz kırsaldı.Velilere durumu anlattım.Okulumuzun tüm eksikliklerini imece usulü tamamladık. 2 yıl önce

Ahmet AKPINAR Ahmet AKPINAR 1977 yılında k maraş türkoğlu ilçesi avşarlı ilkokulunda göreve başladım.köyde okulu bitirenlerden üst öğrenime giden öğrenci olmadığını gördüm hemen neler yapabileceğimiaraştırıp düşündüm velileri topladım okumanın önemi üzerinde durdum ve işe koyuldum öğretim yılı sonunda beşinci sınıftan mezun olan öğrencilerden beş veya altısını orta okula kayıt yaptırdım ve netice olarak o öğrencilerden dört tanesi yüksek öğrenimi bitirdi bu çalışmam köye örnek oldu devamı geldi o köy beni hala arar sorar bu mutluluk beni heyecanlandırıyor








2 yıl önce

ibrahim  demir ibrahim demir Müdürlüğe ilk atandığım okul merkeze 35 km.uzaklıkta bir köy okuluydu.Okulumuzda dört branş öğretmeni vardı.Bu zamana kadar okuldan hiç anadolu lisesi kazanan olmamış.Ne yapabiliriz diye düşünürken ders durumu iyi olan öğrencileri tesbit ettik ve bu öğrencilerin tüm okul ihtiyaçlarını karşılamak ders ve ahlaki yönden en iyi şekilde yetiştirilmek üzere o yılın eğitim projesi olarak branş öğretmenlerine zimmetledim.Zimmetlediğim dört öğrencide anadolu lisesi kazandı.Bu projeyi her yıl uyguladık ve %90 hedefimize ulaştık. 2 yıl önce

Fatih ÇETİNKAYA Fatih ÇETİNKAYA Ekinözü ilçesinde bir okulumuzda birleştirilmiş sınıfta tek öğretmen olarak çalıştım.Bu esnada iki öğrencim göç nedeni ile Bursa\'ya nakil oldular.Bir gün telefonum çaldı.Arayan nakil olan öğrencilerimin velisiydi.Öğrencilerimin deneme sınavlarında birinci olduğu ;okul öğretmenlerinin ödüllendirdiklerini söyledi.Öğrencilerimin başarısı beni çok mutlu etti.Gelecekte iyi bir konumda olacaklarını düşünüyorum 2 yıl önce

Celil ŞARLI Celil ŞARLI 1991 Yılında ilk görev yerim Rize Güneysu Yavuz Selim Lisesinde göreve başlamıştım.Kredili sistem uygulamaya konmuştu.Ben müdür beye matematik sınıfı oluşturma istediğimi belirttim ancak 10 kişiden az sınıf oluşturamayacağını söyleyerek birazda zorlayarak matematik sınıfı oluşturduk.Öğrencilerle bir yıl boyuncu akşamları dahil çalıştık.9 öğrenci ile oluşturduğumuz sınıftan 8 tanesinin üniversiteye yerleşmesi beni başta olmak üzere ilçe halkını çok mutlu etmişti.Çünkü o yıla kadar ilçeden her yıl 1 veya 2 öğrenci kazanabiliyordu.Gerek okul idaresinin, gerek öğrencilerin mutluluğu beni gururlundırmıştı.Bir öğretmen için bundan daha büyük bir mutluluk olabilir mi? 2 yıl önce

ERDAL ŞAHİN GEDİKOĞLU ERDAL ŞAHİN GEDİKOĞLU İlk görev yerim doğunun güzide illerinden MUŞ/Malazgirt göreve başladım. Sonra sırasıyla K.maraş mrk. Beşen İ.Ö.O Da müdür yetkili olarak 4 yıl çalıştım. 2000 yılında Müdürlük sınavına girdim. Aldığım puanla Mrk Beşen i.ö.o da asaleten müdür olarak atandım.Sonra sırasıyla egemenlik i.ö.o da ve son olarakta ve 2600 öğrencili Cahit Zarifoğlu i.ö.o görev yapmaktayım. Başarının sırrı sabır , çalışma, teknolojiyi takip etme ve iletişimde doğru ilişkiler kurma. 2 yıl önce

HABİB BABAOĞLAN HABİB BABAOĞLAN 2003 yılında okul müdürü olarak Beyoğlu Kemalpaşa İlköğretim Okuluna atanmıştım.Gerçektn heyecanlıydım çünkü ilk defa müstakil sınıfları olan bir okulda çalışacaktım.9 yıl boyunca birleştirilmiş sınıflarda çalışmıştım.Okula gittiğim ilk günü ömür boyu unutamam.Okulda yaptığım bir kaç günde okulun içme suyunun dışarda olmadığını öğrencilerin tuvaletlerdeki lavabolardan su içtiğini gördüm.Özellikle sıcak havalarda tuvaletler ne kadar temizde olsa koku oluyor ve bakteri üreyebileceğini düşünüyordum.Acil olarak öğrencilerimizin sağlıklı su içmleri için dışarıya içme suyu çeşmesi yapılması gerekli idi.Bu düşüncelerimi önceöğretmen arkadaşlarımla paylaştım.ve neler yapabileceğimizi tartıştık.Öğretmen arkadaşlarımızın pek olumlu bakmadıklarını gördüm.Maddi olanakların sınırlı olduğunu ve kimsenin ilgilenmediklerini dile getirdiler.Ben mahallede ileri gelen velilerle görüşmeler yaparak onlarında görüşlerini aldım.Ekenomik sıkıntılardan dolayı kimse meddi yardım yapamıyordu.Esnaflarla görüştüm hepsi içerde çeşme olduğunu daha ne istediğimi dile getirdiler.Ben öğrencilerin tuvaletlerden su içmelerinin sağlıksız olduğunu anlatmaktan yorulmuştum.Artık benimde umudum kırılmış başaramayacağımı düşünmeye başlamıştım ki Yaşar Amca ile tanıştım.Allah uzun ömür versin Yaşar Amca 65 yaşında küçük bir esnaftı ama kazancını eğitime harcamaktan zevk alan bir amcamdı.Sonunda bana bir ışık doğmuştu.Neşem yerine gelmiş umudum yeniden alevlenmişti.Benim istediğim bahçeye su aka bilecek bir çeşme iken Yaşar Amca nın katkılarıyla su deposu olan ve her tarafı mermer bir çeşmeye sahip olmuştuk.Muşluklardan ilk su aktığındaki mutluluğumu ve başarmanın hazını anlatamam. 2 yıl önce

Erol YENİPINAR Erol YENİPINAR 1997 yılında ilimiz merkezinde bulunan Kahramanmaraş İlköğretim Okuluna müdür olarak atandım.O zamanlarda Kahramanmaraş İlköğretim Okulu, Fatih Lisesi bünyesinden yeni yeni ayrılmış başarı seviyesi oldukça düşmüş bir okuldu,bu arada Fatih,Gazi ve Atatürk İlköğretim Okulu ilde ön sıralardaydı.Bunların arasına nasıl girerim diye birçok hesaplamalar yaptım.İlk baştaki amacım sosyal,kültürel/sportif faaliyetlere büyük ağırlık vermekdi,bu sayede okulun tanıtımına katkı sağlamaktı.Bu nedenle o yıllarda özellikle kutlanması gereken il proğramlarını istedim.Bunun yanında her türlü yarışmalara okulumu kattım.Böylece okul tanıtımı ile ilgili amacıma ulaştım.Bir yandan bunlarla ilgilenirken, diğer yandan kadroyu zenginleştirmeyi ve benimle çalışabilecek idealist kişileri bulmaya çalıştım.İstenilen kadro böylece oluşmuş oldu.Onlara özel sektör zihniyetini aşıladım .Bu kadro yoğun bir şekilde ve fedakarca gerek hafta içi ,gerekse hafta sonu disiplinli ve planlı olarak yapılan kurs,etüt ve ek çalışmaların sonucunda 1999 yılından itibaren İl Birincilikleri gelmeye başladı.elde edilen başarıda okul,öğretmen,öğrenci diyaloğunun ve iş birliğinin önemli ve büyük katkıları oldu.Ayrıca rehberlik servisine büyük bir önem vererek rehberlik servisince yapılan rehberlik hizmetleri sonucu öğrencilerimizin moral ve motivasyonunu en üst seviyeye çıkararak performansları arttırıldı.Bu arada veliler, başarıları ve disiplinli çalışmayı gördükçe okula büyük oranlarda maddi ve manevi destekler verdiler.Ayrıldığım yıla kadar sayısını hatırlayamadığım olimpiyat dereceleri,birincilikler,bilgi yarışmalarında şampiyonluklar ve SBS de 500 tam puanla Türkiye Birincilikleri yine SBS de İlin ilk onunda 5 öğrenci çıkararak ben ve arkadaşlarımla birlikte zoru başarmanın haklı gururunu yaşamış olduk.Bu başarıların kazanılmasında emeği geçen tüm personele ,değerli velilere ve sevgili öğrencilere teşekkür ediyorum.Bu başarıların devam etmesi dileğiyle Kahramanmaraş İlköğretim Okulu müdürüne ve personeline çalışmalarında başarılar diliyorum. Saygılarımla... 2 yıl önce

İsmail SAĞIR İsmail SAĞIR İlkel ve dünya gerçeklerinden soyutlanmış eğitim ortamlarında başarı öyküleri aramak çok kolay.Her eğitimci bu ortamlarda somut olarak ortaya koyduğu ve kendince başarı gördüğü bir çok durumları yaşamıştır.Günümüz dünyası iletişim ve bilim alanında ışık hızında geliştiği için başarı olarak isimlendirdiğimiz bir çok durumun geçerliliğini yitirdiğini görüyoruz.Eğitimci olarak kendimizi ve çevrimizi ne kadar anlayabiliyor, muhakeme edebiliyor ve yorumlarımızda ne kadar tutarlı olabiliyorsak o kadar başarıya yaklışıyoruz demektir.Hele hele bir eğitim lideri olarak çevrisi olduğumuz kişileri ne kadar etkileyebiliyorsak başarıyı yakalamışız demektir.Enformasyonu maksimum düzeyde kullanan, eğitim liderliğinde her alanda uzaman biri olabilmek için çaba harcayan kısacası kendini sürekli yenileyen bir lider iseniz başarmışınız demektir.Bir moral lider, bir ahlaki lider, bir duygusal lider, bir eğitim lideri olabilmek için harcanan her emek başarıyı bize getirir ve getirmeye de devam eder.Bu programla bir eğitim lideri olarak web 2.0 araçlarının eğitimde nasıl aktif olarak kullanılacağı ile ilgili anahtar bilgiler edineceğiz.Lider olarak bunların kullanımının yaygınlaşması için öncülük edeceğiz.Başarı öykümüze ileri yıllarda bunları da ekleyeceğiz.Yakın gelecekte OKULSUZ TOPLUM olacağız mı? 2 yıl önce

ALİBUCAK ALİBUCAK Liderlik Forumu sayfasında başarı öykülerini okudukça görev yaptığım yılları düşünmeye başladım. 1977 Yılının 4 Ekim günü görevime başladığım mezrada yaptığım yeniliklerin ne büyük bir değişim olduğunu şimdi daha anlıyorum.
Mezra da göreve başladığımda tek derslikli okulda tek öğretmen olarak göreve başlamıştım. Okulun çatısı toprak, güzelim selvi ağaçlarından yapılmış merteklere bakıyordum. Merteklerin arasından ara sıra dökülen toprak parçaları gecenin sessizliğinde beni tedirgin ederdi. Tek derslikli okulda tek öğretmenin yapabileceklerinin hesabını yapıyordum.
Okulumun temizliğine çoktan girişmiştim. Tek tük köylüler gelerek hoş geldin hocam diyen yardım için eline çalı süpürgesini alan işe koyuluyordu. Okulum artık pırıl pırıl olmaya başlamış gözüme daha şirin gözüküyordu. Bu arada gözlerim okulun bahçesinde tuvalet arıyordu. Nereye baktıysam bir türlü göremiyordum. En sonunda köylülere dönerek;
---Kardeşim bu okulun tuvaleti nerde? Diye sordum.
Köylü şaşırmış bir şekilde bana dönerek cevap verdi.
----Hocam okulu bırakın, bizim evimizde dahi tuvaletimiz yok dedi.
Ben hayli şaşırmıştım. Bu nasıl olur diyordum. Anladım ki ilk yapacağım örnek çalışma, ilk değişim temizlik şuurunu kazandırmak olacaktı. Köylüler dağıldıktan sonra başladım çalışmaya. Okul bahçesinin köşesine çukur eşmeye başladım. Çukur eşmek 3 günümü almıştı. Eştiğim çukuru merak edip soranlara hiçbir şey demiyordum. Sonra eştiğim çukurun üzerine kalın ağaçlarla kapattım. Üzerine otları ve küçük çalılarla kapattım. Üzerine toprakla örttüm. Etrafına kazıklar çakarak çalılarla ördüm. Ağaçtan bir kapı yaptım. Küçük bir paslı tenekenin içine su koyarak yaptığım emek verdiğim tuvaletin içine koydum. Çocuklarıma tek tek anlattım.
Bir hafta sonra okulun önünde köylülerle otururken bir kız öğrencim tuvalete doğru öyle bir koşuyordu ki sanırsın arkasından köpek kovalıyor. Öğrencimin çok sıkıştığı her halinden belli oluyordu. Tuvaletin kapısından içeri girerken öğrencim üzerini çıkartarak kapısından içeri daldı. Bende bu fırsatı yakalamışken köylüye yüklenip ilk değişim hareketinin düğmesine basayım dedim.
---Arkadaşlar, bu kız öğrencimizin düştüğü duruma sizde şahit oldunuz. Bu eşinizde olabilirdi. Şimdi sizlerde bu günden itibaren evlerinizin uygun yerlerine birbirlerinizle yardımlaşarak tuvalet yapacaksınız. Dinimizde bunu emreder. Temizlik imandan gelir dedim.
İşte o günden sonra tüm köyde her eve tuvalet yaptırmıştım. Bu değişim hareketinden sonra sıra banyoya gelmişti. Bir ay içinde her eve banyoda yaptırmıştım.
Mesleğimin ilk günlerinde yaptığım bu değişimle beraber aldığım hazzı tarif edemem. İşte o günden bugüne çalıştığım her yerde mükemmel olan ne varsa onu uygulamaya çalışırım. Bu arada 33 yıldır görev yaptığımı da hatırlatayım.
2 yıl önce

Yaşar DİNÇER Yaşar DİNÇER Uzun yıllardır idareci olarak çalışmaktayım.Bilgisayarı ilk defa okulumuza gönderdiklerinde karşısına geçip uzun uzun seyreyledim.Tek kelimesini anlamıyordum.Bunun dili ingilizcedir dediklerinde daha da panikledim.Çünkü pat çat fransızca kelime biliyordum ama ingilizceyi hiç bilmiyordum.Kendikendime uzun düşüncelere daldım.İçimden bu bir teknolojidir.Teknolojiye direnmek olmaz.Milletimiz ve gençlerimiz bu teknolojiyi mecburen kullanacaklar.Bunu kullanmak için ise ingilizceyi herkes öğrenmek zorunda kalacak.Ozaman da anadilimiz Türkçe yi ya unutacağız,yada ingilizce Türkçe karışımı yeni bir dilimiz olacak diye düşünüyordum.Bir müddet sonra bilgisayarı kullanmak için kurslara başladık.Dosya alıp göndermeyi öğrenmek için birhafta çalıştık.Unuturuz diye deftere notlar tuttuk.Çoğu zaman da bilgisayar bozulur diye işimiz bitince hemen kapattık.Aradan bir yıl geçti,bazı kelimeler Türkçe olmaya başladı.Bilgisayarda Türkçe kelimeler gördükçe okadar seviniyordum ki anlatamam.Gün geldi bilgisayar tamamen Türkçeleşti.Şimdi bir dosya gönderip almak için bir hafta kursa gittigim aklıma geldikçe acı acı kendi kendime gülümsüyorum.Anladım ki ben Yüce Türk milletinin gücünü anlayamadığım için,günlerce gereksiz korkulara kapılmışım

2 yıl önce

Ayfer GÜLER Ayfer GÜLER Ç.Çataloluk köyü ilköğretim okulunda görev yaptığım yıllar, lojmanda kalıyorum.
Her gün okula ilk ben gelirim; okulu açar, okulu eğitim-öğretim için hazırlar, son ders zili çaldığında da okulu kilitlerdim.
Bilgisayarın okullara yeni yeni verildiği ilk yıllar....
Benim okuluma da ilk kez bir bilgisayar verilmişti. Sosyal bilgiler öğretmenim (Cuma Bey ) bilgisayarla uğraşmaya, bilgisayarda oyun oynamaya merak sarmıştı. Ben okulu boşalttıktan sonra kapıları kilitleyip köy içerisinde veli ziyaretine gittim. Cuma Bey, okulda kilitli kaldığını çok sonra fark etmiş ( bilgisayara o denli dalmış ki! ) Okulun penceresinin demir parmaklıklarından kafasını çıkararak bağırmaya başlamış. Okulda mahsur kalmıştı. ”Ayfer Hocayı bulun, beni kurtarın.” diye bağırarak sesini duyurmaya çalışmış.
Bana haber ulaştırdılar. Okula gelerek kapıyı açtım.Cuma Hocamı kilitli kaldığı öğretmen odasından çıkardım. O günden sonra Cuma Bey, zil sesini duyar duymaz öğrencileri ile birlikte okuldan çıkmaya başladı. Ben de bu olaydan sonra sınıfları tek tek dolaşıp, ses vererek kimsenin kalmadığından emin olduktan sonra okulu kilitlemeye başladım. Okulu her kilitleyişimde bu olayı ve Cuma Bey’i hatırlarım. Bir anlık dalgınlığıma gülümserim. 2 yıl önce

Ayfer GÜLER Ayfer GÜLER Yıl 2000 aylardan Nisan, o yıllarda K.Maraş merkeze bağlı Ç.Çataloluk köyünde görev yapıyordum. İlköğretim okullarının katıldığı bir bilgi yarışması düzenlenmişti.
Bu bilgi yarışmasına Çataloluk İlköğretim Okulu olarak biz de hazırlandık. Grubumuzda rakiplerimiz Reşit Gümüşer, Albayrak ve Akçakoyunlu ilköğretim Okulları ile yarıştık. Grup birinciliğini ederek final grubunda yarışmaya hak kazandık.
Böylece bir köy okulunun da böyle başarılar kazanabileceğini herkese göstermiş olduk. Okulumu temsil eden öğrencilerimin, onları yarışmaya hazırlayan öğretmenlerimin ve okul müdürü olarak benim sevincim, mutluluğum, heyecanım görülmeye değerdi. Onlarla ne kadar gurur duysam azdır.
Bugün aradan yıllar geçmesine rağmen o hazzı, coşkuyu unutamıyorum, sanki her anını yeniden yaşıyorum.
2 yıl önce

mehmet uzpak mehmet uzpak Yıl 2001 Narlı kasabasında okul müdürüyüm.öğleden sonra odamın kapısı çaldı buyrun dedim iki bay iki bayan oturdular,orta yaşlı bay emekli öğretmen olduğunu, uzun bir hikayelerinin olduğunu bu hikayeye binaen burada olduklarını söyledi.Hikaye nedir dedim, başladı anlatmaya genç bayan; Yağmur Uzunyayla benim kızım olur, dedi, şaşırdım nasıl olur öğrenciyi tanıyorum annesinide tanırım dedim doğrudur Yağmur annesi olarak onu büyüten kadını biliyor.Şimdi Yağmur\'a artık annen bu mu diyeceğiz.Bu imkansız çocuk 5. sınıfa gelmiş.Ben 5.sınıf öğretmenini çağırdım durumu anlattım.Ben sınıfa girip bu sınıfta Yağmur diye bir öğrenci var mı diyeceğim okulumuza bir kaç kişi geldi Yağmur diye bir çocuk göreceklermiş.Sınıfa girdim Rolü oynadım.Yağmuru aldım odama geldim.Öğrenci oturdu.Biyolojik anne çocuğa bakıyor ağlıyo ağlıyor tutamıyor kendini çok duygusal bir ortam.Çocuğa sarılmak istiyor ben kaş işareti yapıyorum yapma diye.
Derken anne için için ağlıyor kadın çok fena baktım olacak gibi değil öğrenciye ablaya git sana sarılsın dedim.Çocuk gitti kadın sarıldı feryat figan.on dakika sürdü bu durum.Çocuğu sınıfa aldık...Ders çıkışı çocuk eve gidiyor durumu anlatıyor...Anne baba çocuğa bir şey hisettirmiyorlar ama çocukta bir durum değişikliliği ....Sonra durum izah edildiiii .....Çocuk iki arada br derede 8. sınıfı bitirdi... 2 yıl önce

yakup yakup inanmak
2005 yılında kılavuzlu abdulgani seyithanoğlu ilköğretim okulunda müdür olarak göreve başladım.Okulun 2.kat inşaatı devam ediyordu.Öncelikli olarak inşaatın bitirilmesini sağladık.Daha sonra ilk öğretmenler kurulu toplantısında akademik başarı konusu göndeme aldık,ekip olarak bu okulun fen lisesine öğrenci gönderme bil kültür yarışmamlırında okulun derece yapması kararını aldık.İki yıl sonra okulumuz ikiyüz elli okulun katıldığı bilgi kültür yarışmasında il ikincisi oldu.yine okulumuz 2009-2010 öğretim yılında SBS de yedinci sınıflarda il biricisi,6 sınıflarda da il beşincisi oldu.Altıncı sınıflarda Türkiye birincisi çıkardı.
Akademik başarı olarakta üç öğrenci fen lisesi,on iki öğrenci bursluluk,yedi öğrenci Anadolu Öğretmen Lisesi ve onüç öğrencide sağlık meslek lisesi hemşirelik bölümü kazandı.2009-2010 eğitmi öğretim yılında okulumuz milli eğitim müdürlüğü ve teftiş kurulu tarafından devlet okulları arasında model okul olarak değerlendirildi.


2 yıl önce

fahri fahri yıl 1981 aylardan ocak sivasili suşehri ilçesinin kuş uçmaz kervan geçmezbir köyünetayinimçıkıyor.
iklimin sertliğini insanlarının mertliği ve içimdeki bie sevgiliyeyani mesleğime kavuşmanın aşkveheyacanı iklimin bütün olumsuzşartlarına meydan okutuyor.
milli duyarlılığımmesleki sorumluluğum ve insani hassasiyetim işimin zorluğunu ama imkansız olmadığını bana hatırlatıyor zaman kaybetmeden işe başlamam gerektiğini vurguluyordu.
bende öyle yaptım emeğim ve alınterimin üzerine bir başarıinşa etmenin sorumluluğumu yerine getirmenin vicdani rahatlamanın tek çaresi olduğunu biliyordum. günler bu duygu ve düşüncelerin ışığında geçerken öğretmen lisesi sınavlarıyaklaştı. kızçocuklarının okula zorlanarak gönderildiği birzamandabir kız öğrencimi sınavlarahazırlıyorum. bu öğrencim bir gün birsoru getirdi veçokuğraşmama rağmen çözemedim. birgün sonra sınav ya bu soru çıkarsakaygısı ile hemen bir traktöre atlayarak ilçeye geldim veöğretmen arkadaşların yardımıilesorunun çözümünüöğrendim vehemen geri döndüm köyegeldiğimdeo öğrencinin evlerinin önünde bir taşın üzerinde beni beklediğini göördüöhemen orda çözümü birkaç kezizah ettikten sonra evimedöndümsabahleyin bu öğrencimi yolcu ettikten sonra sabırsızlıkla dönüşünü beklemeyebaşladım. nihayet beklenen an geldi köyün yolcu taşıyan traktörü karşıdan göründü. o yavaş yavaş köyegirerken bende köy meydanına doğru adımlamaya başladım. yolcular inmeyebaşlarken gözüm öğrencimi arıyordu birden öğretmenimmmm diyen birsesin banadoğru koştuğunu gördüm kucaklaştık sarıldık öğretmenim o soru çıktı ve ben doğru yaptımdiyordu. derinden biroh çektim bu oh aynı zamanda vicdanen rahatlamanın adıydı. aradan aylar geçti sonuçlar açıklandığındabu öğrencimin ozamanki adıylasivasöğretmen lisesini kazanmışolduğunu öğrendik. buğün iseaynı aynıilin koyulhisar ilçesindebir ilköğretim okulundasınıf öğretmeniolarak görev yapmaktadır. bu öğrencimden snra o köydekardelenler kışa inat yeşermeye devam etti. 2 yıl önce

Adem Morkaya Adem Morkaya 80 saatlik hizmetiçi eğitim faaliyeti olan hızlı okuma kursuna katılmıştım. Öğretmenlere ve öğrencilere yönelik hızlı okuma kursları vermiştim. Bir gün Elbistan kullar tatlar ilköğretim okulu müdürü aradı. Hocam okulumuzda öğretmen ve öğrencilere hızlı okuma kursu verilmesini istiyoruz bize yardımcı olabilir misiniz? diye sordu. Kurs yeri uzaktı ve alacağımız kurs ücreti masrafları karşılamayacaktı. Fakat okul müdürümüzün zor şartlarda bir şeyleri değiştirmek isteğidiğini düşündük ve böyle güzel bir isteği geri çevirmek istemedik. Arkadaşımla birlikte yola çıktık. İki gün hızlı okuma kursu verdik. Kursun çok faydalı olduğunu okul başarısını arttırdığını öğrendik. Orada kurulan dostluklar ve başarıya etkisi bizi mutlu etmişti. Okul müdürümüz bir kaç ay önce tekrar aradı hızlı okumu kursu için. Müdürümüze seve seve yardımcı olabileceğimizi ilettik. 2 yıl önce

yalçın abama yalçın abama sanırım 1982 yıll idi.Dereköyde md.yetkili öğretmendim.Mehmet Eroğlu ve milli göreşci Şeref Eroğlu öğrencilerim ve ararsında idi.Asık yüzlü küçücük bir fiziki yapısı vardı. 2.sınıtf olmasına rağmen hem kendi sınıfından hemde4.5.sınıflardan kendilerini dövdüğü şeklinde şikayetler geliyordu.kendisinden daha büyük ve iri olanları alt etmesi dikkatimi çekti.köyde güreşe ilgi vardı.bir gün iri yapılı bir ögrençinin Şeref\'ten şikayeti üzerine bu durumunu kesinleştirmek için Şeref Eroğlu ile güreştirdim.Birkaç dakika içinde tuş etti.Şerefin ve güreşe ilgi duyan diğer öğrencilerin Bu özelliğini değerlendirmek ve enerjisini olumlu yöne kanalize etmek içinde şimdiki ifade ile güreş kulübü kurdum öğrencileri her fırsatta güreştirdim.köyde kalıyordum ve greş takımını çevre köylere Kerhan-Ulutaş-sarıkızlı-Ayaklıcaoluk\'a götürerek güre yaptırdım onlarıda yendiler Yenilen öğrenciler köy çıkışında bizi taşlıyorlardı.1985 yılında köyden tayinim çıktı.adaha sonra Şerefin dünya çapında bir güreşci olduğunu her kes gibi bende duydum. 2 yıl önce

Ahmet KÜRTÜL Ahmet KÜRTÜL Öğrencilik yıllarımda ne çok başarılı, ne de başarısız bir öğrenci oldum. Notlarım ancak sınıf geçmeye yetecek kadar olur, fazlasını ne ben isterdim, ne de öğretmenlerim al sana fazla not derlerdi. Arkadaşlarım ise yüksek not alsam şaşıracaklardı.
Lise ikinci sınıfta ders çalışmaya karar verdim. Artık derste dinlediklerimle yetinmeyecek, arkadaşlarımın inekliyorsun sözlerine aldırmayacaktım. İlk yazılımız İnklap tarihi dersindendi. Gerçekten sıkı bir ders çalıştım. Yazılı da buna bağlı olarak güzel geçti. Yaklaşık 10 gün sonra hoca yazılıları okumaya başladığında ilk kez heyecanlı bir bekleyişe geçtim. Sınıf mevcudumuz 44 kişiydi. Benim dışımda herkesin sınav sonucunu öğrendiğimde hayal kırıklığı yaşadım. Hiç kimse geçer not alamamıştı. En yüksek not 4 tü. En çalışkan arkadaşlarımız bile 3-4 almıştı. Hoca benim adımı okuduğunda heyecanım zirye çıkmıştı. Hoca, aferin olğum 5 dediğinde benim için çok şey değişmişti. Artık başarabiliyorum fikri yerleşmişti.
2 yıl önce

İSMAİL KİREÇCİ İSMAİL KİREÇCİ Yıl 1993 aralık ayı.K.Maray Pazarcık İlçesi Sakarkaya Köyü İlköğretim Okulunda okul müdürü olarak görev yapıyordum.Pazarcık İlçesinde ilköğretim okulları arasında bilgi yarışması düzenlenmişti.
Bu bilgi yarışmasına sekiznic sınıf öğrencilerimden Fatih Oğuz,Alaaddin Kireçci,İbrahim Kuzhan ve müdür yardımcım Feyzi Oğuzla birlikte karlı bir kış günü köyden yarışmayı katılmak için Pazarcık İlçesine hareket ettik.Yoğun karyağışından dolayı arabamız kaydı ,öğrencimiz İbrahim sürekli kusuyordu bu zor şartlarda yarışmaya yarım saat geç katıldık.Jüri üyeleri bizim uzak bir köyden katılmamızdan dolayı yarışmaya katılmamızı uygun gördü.
İlçe ve köy okulları toplam onbeş okul arasında yarışma başladı yardışmanın son sorusundan sonra ilçe merkezinden Fatih İlköğretim Okumlu ile ayını puanla bitirdik.Yedek sorular sorulmaya başlandı birkaç soruda sonuçdeğişmedi.Ancak bir soru ile ilçe ikinci olduk.Pazarcık ilçesine kırk kilometre uzaklıkta mahrum sayılacak bir köyden gelerek yarışmada ikinci almamız ilçede okulumuzun adını ön plana çıkarttı.Köyümüzde velilerimiz ve öğrencilerimiz kendilerini güvenleri arttı.Bu yıldan sonra katıldığımız yarışmalarda mutlak ilk üçte bulunduk. 2 yıl önce

REŞAT EVRENS REŞAT EVRENS Bir akşam cep telefonum çaldı. Baktım tanımadığım bir numara. Açtım hacam ben Hacı TAŞDEMİR, Hacıağalar köyünde beni birinci sınıftan, üçüncü sınıfa kadar okutmuştunuz hatırladınızmı dedi. tabiki hatırladım diye cevap verdim. Nerdesin neyle uğraşıyorsun dudim. Erciyes ünv. Mühendislik fakültesini bitirdiğini, İst.Ünv. Öğretim üyeliği sınavını kazandığını şu an ingilterede mastır yaptığını İfade etti.İlkokul yıllarını ve dolayısı ile sizin vermiş olduğunuz öz güveni,neden sizde okuyup öğretmen,mühendis dokdor olmayasınız bunu yapabilirsiniz demenizi hiç unutmadım dedi. Ellerinizden öpüyorum hocam diyerek iyi akşamlar diledi. buna çok mutlu oldum. Yine birgün eşim hastaneye gitmişti. görev yaptığım köyden bir öğrenci velisiyle karşılaşmış. beni sormuş Allah razı olsun hocamdan, oğlum okudu şuan Tekir Lisesinde öğretmen, Çocukların okumasına sebep oldu. Demiş. Eşim akşam bu olayı anlattı. geriye döndüm ve şunu söyledim demekki yıllar boşa geçmemiş bişeyler yapmışım diye çok sevindim ve mutlu oldum. 2 yıl önce

Anadolu\'nun bir ilinde bir meslek lisesinde hem idareci ve hemde branş öğretmeni olarak görev yapıyordum.TRT Liselerarası bilgi yarışması düzenlemişti.Okul olarak başvuruda bulunduk.Önce öğretmen arkadaşları branşlarına göre görevlendirdik.Sonra yarışmacı öğrencilerimizi belirlemek için seçme sınavı yaptık ve ekibimizi belirledik.Ardından haftalık çalışma programı yaptık.İl çapındaki yarışmada diğer liseleri safdışı ederek il birincisi olduk.Bu bizim için normaldi,çünkü ekip olarak çalışmış ve inanmıştık.Başkaları için bir meslek lisesinin birinci olması süprizdi.Daha sonra mersin\'de yapılan Akdeniz bölgesi yarışmasına katıldık.Rakiplerimiz arasında iline birinci olmuş fen liseleri ve anadolu liseleri vardı.Bu okulların müdürleri içlerinde tek meslek lisesi olarak yarışmaya gelmiş okulumuzu rakip olarak görmüyor,bölge finalini kendi okullarının kazanacaklarını söylüyorlardı.Sırrı Tarcan kapalı spor salonunda yapılan bölge finalinde bir süpriz yaşandı,ve okulumuz Akdeniz Bölge birincisi oldu.Bu da yine bir ekip çalışmasının,öğrencilerimizin,görevli öğretmen arkadaşların ve şahsımın gece saat 03\'lere kadar özverili çalışmalarımızın bir sonucu idi.Bölge birincisi olan okullar daha sonra Ankara\'da yapılan Türkiye finaline katıldılar.Bu aşamada yapılan elemelerde finale kaldık.Finalde normal sorular tamamlandığında her iki okulun puanları eşitti.Uzatma sorularında bir soru ile kaybettik ve bir meslek lisesi olarak Türkiye ikincisi olduk.Yarışmacı çocuklarımız TRT tarafından ödüllendirildi.Yarışmayla ilgili bir TV. programına katıldılar.O programda çocuklarımız başarılarının öyküsünü anlattılar.Bunun bir tesadüf olmadığını,ekip çalışmasının,inancın zaferi olduğunu söylediler.Biz de bu öğrencilerimizle iftihar ettik ve çorbada bizim de tuzumuz bulunduğu için çok sevindik.Bir başarının kısa öyküsünü sizinle paylaşmış oldum.MUHTEŞEM SÜLEYMAN. 2 yıl önce

Samet Samet İlyas ve Meryem Sivas Merkez ilçeye bağlı bir köyde iki kardeş. Aynı sınıfta okuyorlar.İlyas çok dağınık, kendine hiç dikkat etmeyen, eşyalarını hiç düzenli kullanamayan ama çok çalışkan bir çocuk. Meryem ise; tertemiz, düzenli ama çalışmayan, vasat bir öğrenci. Niçin beraber çalışmıyorsuz? kardeşin çok çalışıyyor diye Meryem\'e hergün kızarım. Bir gün yine kızdığımda Meryem bana ; öğretmenim o hiç çalışmıyorki dedi. Her zaman niye söz alıyor, her konuyu anlatıyor ama diye sorduğumda ise; \"okul açıldığında babam kitapları alınca hepsini baştan sona okuyup bitirmişti. ondan sonra eline hiç kitap almadı, siz ödev verince, öğretmen hangi konuyu verdi diye soruyor, okula öyle geliyor\" demişti. Meğer İlyas ezber zekaya sahipmiş diye düşündüm ve hep özendirici yönlendirmeler yapmıştım. 2 yıl önce

karanfil karanfil Babamın yurt dışında çalışmasından dolayı ana sınıfını orada okumuştum.Türkiye\'ye gelince bocalama yaşadım. Çünkü yeteri kadar Türkçe bilmiyordum.İlkokul birinci sınıftaki öğretmenimin dediğini anlamasam da bana kızmasıyla okuldan kaçtım. Bir yıl aradan sonra okula başladım. İçine kapanık bir öğrenciydim. Gerek ailemin gerekse öğretmenimin bu konuda hiçbir çabası olmadı. 3 yıl köy okulunda okuduktan sonra şehre geldik. Yine bir uyum süresi yine başarısızlık. Tabi yaşanan bu süreç bende büyük bir öz güven eksikliği oluşturdu. Bunun etkisini hala hissedebiliyorum.Taki ortaokulda Türkçe öğretmenimin bana söz hakkı vermesiyle hayatım değişti.Sonuç olarak bizlere çok iş düşüyor.Ben kendi hayatımda özellikle sınıfımımdaki bu tür öğrencileri kazanmaya çalışıyorum. Başardığımı da düşünüyorum. 2 yıl önce

TUNÇ TUNÇ İNANIRSAN OLUR
göksundayım,ilçenin en ücra en imkan yoksunu okulu olarak bilinen bir okul,öğrenciside öyle,fakat bir öğretmen varki kendinden emin öğrencisine inanmış başarıyı ufukta görmüş bir öğretmen kısacası inanmış bir öğretmen.inanmanın gereği olan sabırlı özverili fedakar bir öğretmen bu öğretmen ÜNAL öğretmen.sporcu bir aileden geliyor.gören beden eğitimi öğretmeni zanneder,benim zannettiğim gibi fileyi hiç görmemiş voleybolden anlamayan o minik kızlara önce filenin sultanları dedi maddi manevi imkanlarını esirgemeden adeta kapalı spor salonunu mesken tuttu aylarca çalıştı sonra nemi oldu ,sırasıyla ilçe,il,bölge birincilikleri arkasından türkiye birinciliği için final oynadılar. inandılar ve başardılar. 2 yıl önce

abdülkadir tunç abdülkadir tunç 2000 yılında atandığım yeni okulumda kısa zamanda öğretmenlerimin çok yetenekli olduğunu ve bu ekiple çok güzel şeyler yapabileceğime inandim. ve de bu duygularımı onlarla paylaştım.
okulumuz çok özel bir yerdeydi ama fiziki alt yapı çok yetersizdi. konu hakkında önce öğretmenlerimi sonra da velilerimin desteğini alarak yola çıktık. 2 yıl gibi bir sürede öğretmen ve velilerin özel gayretiyle devlet vatandaş işbirliğiyle okulumuza 200 kişilik çok amaçlı bir salon ve 7 derslik kazandırdık. başarmış olduğumuz bu işin açılış töreni benim en mutlu ânımdı. 2 yıl önce

1981 yılında ağrının Hamur ilçesinin Alakoyun köyünde öğretmenliğe başladım. Alakoyun Köyüne kış mevsimi dolayısıyla ulaşım atların çektiği kızaklarla yapılıyordu. Bizde köye yeni atanan iki öğretmen eşyalarımızı yükleyerek, bizde 2 yıl önce

Şekerbey Şekerbey LİSE 1.SINIFTAYIM.TÜM DERSLERİM İYİ.ANCAK MATEMATİK 1.O ZAMAN 10\'LUK SİSTEM VAR.MATEMATİKTE BAZI KONULARI KAVRAMAKTA ZORLANIYORUM.AMA BU DURUM DAİMA KAFAMI MEŞGUL EDİYOR.NASIL BAŞARABİLİRİM DİYE UYKULARIM KAÇIYOR.DÖNEM SONUNDA KARNEMİ AİLEME NASIL GÖTEREBİLİRİM.ZAYIFI NASIL İZAH EDERİM.SONRA SINIFIMIZDA RAMAZAN KANDİLCİK ARADAŞIMIN MATAMİĞİN HER YAZILISINDAN 10 ALDIĞINI FARKETTİM.KENDİSİNE BU KONUDA BANA YARDIMCI OLUP OLAMAYACAĞINI SORDUM.YARDIMCI OLABİLECEĞİNİ ANCAK AKŞAMLARI GELMEM GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.BEN TEKKE\'DE İKİ ARKADAŞLA BİRLİKTE KALIYORUM.O İSE MAĞRALI\'DA ARKADAYLARI İLE KALIYOR.BEN OKULDAN ÇIKAR ÇIKMAZ ÜZERİMİ DEĞİŞİP MAĞRALININ YOLUNU TUTUYORUM.GECELERİ SAAT 2\'LERE KADAR ÇALIŞIYORUZ.BU İKİ HAFTA KADAR SÜRÜYOR.İLK İKİ YAZILIM 1 OLMASINA RAĞMEN 3.YAZIDAN 10 ALIYORUM.MUTLULUĞUMA DİYECEK YOK.ÖĞRETMENİM BUNA İNANAMIYOR VE BENİ TAHTAYA KALDIRIP SÖZLÜDE GÖRMEK İSTİYOR.NORMALDE 5 SORU SORMASINA RAĞMEN BANA 8 SORU SORUYOR.HEPSİNİ GÜZELCE ÇÖZÜYORUM.BAŞARABİLDİĞİME İNANINCA BİR 10\'DA SÖZLÜDEN VERİYOR.BEN GÖREVİMİ BAŞARABİLMENİN VE AİLEME KARŞI SORUMLULUĞUMU YERİNİ GETİRMİŞ OLMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM. 2 yıl önce

Celal Kaya Celal Kaya Sene 1971. Malatya Kubilay Lisesi.Öğretmenliğimin ilk haftaları.Yaşım;22.Okulun bahceszinden tezahürat seseleri geliyor.Ben de bahceye indim. Öğrencilerin yer göstermesi ile kendimi en ön sırada buldum.Voleybol oynayan öğretmenlerden biri;Hoca gel sende ıyna; dedi. Diğer biri:Hoca bilmiyormusun o din öğretmeni,top oynar mı,günah değil mi?; dedi. ben ceketimi çıkardım ,oynamaya başladım 10-15 dakika sonra tezahürat benim lehime döndü. Bundan sonraki tezahürat:Dinci...:Dinnci... Oldu. 2 yıl önce

Ali ESEN Ali ESEN Çalıştıgım bır okulda okullar arası yedinci sınıflar arası bigi yarışmasına katılacagız, öğrencilerim okadar heyecanlanıyorlarki yarışacakları okuldan korkuyorlar; öğrencilerime ama öğrencilerime ben çok güveniyordum. Onları odama alarak on dakika konuşarak kendilerinin karşı okuldan çok bilğili oldukları bu yarışmayı kazanacaklarını kendilerini inandırmaları gerektiğini söyleyerek yarışma salonuna gittik yarışmayı öğrencilerim rahatlıkla kazandılar yarışma biter bitmez koşarak bana sarıldılar. 2 yıl önce

H.G H.G Bandırma imam hatip lisesi dpy öğrencilerinden olan bir öğrencim rahatsızlandı.Şaban maddi durumu zayıf yolu bile olmayan bir dağ köyünden birilerinin vasıtasıyla okula getirilmiş kaydı yapılmış okumaya gayret eden son derece düzgün bir çocuk.Hastahaneye gitti rahatsızlığı nedeniyle onbeş gün rapor aldı.Okul müdürüme durumu izah ettim.Köyüne göndermeye karar verildi.Ve köyüne gönderdiler. Rapor bittikden sonra okula dönmedi. Ben yine durum hakkında okul müdürüme bilgi verdim. Müdürüm oyöreleri kendisinin iyi bildiğini ve muhtemelen okumakdan vazgeçtiğini ve tekrar okula gelmeyeceğini ifadeettiler.Ben rahat edememiş konuyu bir başka meslektaşımla konuşarak köye nasıl gideceğimi sordum. hafta sonu yola koyuldum.Belli bir yere gidince yol bitti.arabayı park ettikden sonra yaklaşık dörd km yürüdükden sonra köye ulaştım. Şabanın evini sorarak bulduk. Kapıyı çaldım evden yaşlı bir adam çıktı. kendimi tanıttıkdan sonra içeri davet edildik. Şabanın neden okula dönmediğini sorunca. babası göndermek istemedini ifade etti. neticecede babasını ikna ederek şabanı da yanıma alarak o gün bandırmaya döndük. Şaban eğitim öğretime devam etti. okulu bitirdi sınavlara girdi ilahiyat fakültesini kazandı.şimdi diyanet de çalışıyor .okumasına vesile olduğum için bende mutluluğunu yaşıyorum. Şabanla görüşmelerimiz devam ediyor. 2 yıl önce

Bir köy ilkokulunda tek öğretmen olarak göreve başladım. Beşinci sınıfta okuyan bir öğrencim ağlayarak yanıma geldi.Öğretmenim babam beni okulu bitirince orta okula göndermeyecek dedi.Öğrencinin bu durumu beni çok üzdü.Kızım sen git ben babanla bu konuyu göreşeceğim dedim.Öğrenci gittikten sonra babasını okula çağırdım. Babasıyla biraz sohbet ettikten sonra kızı ortaokula niye göndermeyeceğini sordum.Babası kız çocuğunun okuyupta ne yapacak,onu alan kişi nasıl olsada karnını doyurur diyordu.Sonunda babasını ikna ederek çocuğun okula gitmesine razı oldu.Öğrencimizde ona olan güvenimizi boşa çıkırmayıp okudu. Zor şartlar altında okuyan öğrencim şimdi bir öğretmen. 2 yıl önce

mehmet kıcalı mehmet kıcalı bir köy okulunda öqrenci ,çok zeki olmasına rağmen dersleri iyi değildi öğretmeniyle konuşunca resime yatkın olduğu ve güzel resim çizdiğini öğrenince,ileride ressam olabilmesi için bu sınıfları başrıyla geçmesi gerektiğini anlattım.ondan sonra derslerinin iyi oldu.okulunu bitirdi.şehirde orta okuluda bitirdi.lise ve sonundu üniversite mezunu bir ressam olmuş.şuan muşta resim öğretmenliği yapıyor.türkiye derecesi iyi yağlıboya çalışması varmış,şuana kadar 5 kişisel sergisini açmış.köyden büyük şehirlere sergi açmaya.bir başarı öyküsünün anotomisi,bunda benimde payım olmuşsa ,ki olduğuna inanıyorum ,ne mutlu bana... 2 yıl önce

musti musti 2001 yılından bu yana öğretmen olarak Kahramanmaraş\\\'ta görev yapıyorum. Meslek hayatımla ilgili olarak yaşadığım bir başarı öyküsü anlatmam gerekiyor. Ancak ne anlatacağım hakkında bir fikrim yok. Çünkü aklıma birşey gelmiyor. Bunun yanında anlatılanları okuyunca öğretmenlik mesleğinin(özellikle köy öğretmenliğinin)ne kadar zor olduğunu görüyorum. Ancak ne kadar zor olursa olsun öğretmenliğin bir o kadar da kutsal ve önem taşıyan bir meslek olduğunu pekala anlıyor insan. 2 yıl önce

Sıddık  GÖRÜR Sıddık GÖRÜR Tek öğretmen olrak çalıştığım bir köy ilköğretim okulunda 2.sınıfta olan ve 1.ve 2.sınıfta sınıf ekrarı yaptırılan Elif okuma yazma bilmez.2.ve 3.sınıflarda da bütün uğraşmalarıma rağmen okumayıöğrenemez.yine birgün tahtada Elifle çalışma yaparkaen, gördüğünü yazıyor fakat okuyamıyor.bakarak yazdığınısilip tekrar yazması istendiğinde yazamıyor.Elif algılayamıyor ve çok çabuk unutuyordu.Elifi 4. sınıfa kadar getirdim okur yazar edememiştim. Elif beni çok yormuştu,öğretim yılının sonuna yaklaşmıştıt, Elifte hiç gelişme yok.bu açıdan kendimde bir başarısızlık hissetmenin üzüntüsüyle; Yeter artık Elif beni üzdüğün diyerek ensesine dokunduğumda Elif\'in başı tahtaya çarpar ve elif ağlayarak yerine oturur.Birgün sonra Elif\'in sevinç içerisinde bana doğru koşarak,öğretmenim ,öğretmenim ben okumayıda yazmayıda öğrendidemesi beniçokmutlu etti. duran bir saatin zembereğinin kurularak yeniden çalışması gibi Elif gerçektende okuyor ve yazıyordu. artık. 2 yıl önce

cuma bağrıaçık cuma bağrıaçık Yıl 1968 büyükbir köyün küçük merzralarından birinde karasabanla çiftçilik yapan birailenin en büyükoğlu olarak ilkokul beşinci sınıfını bitirmek üzereyim. Yaşımküçükolmasına rağmen ilkel koşullarda sağlığı tam yerinde olmayan babamın tarım işle4rinde bana ihtiyacının loduğunun bilincindeyim. Yaz aylarında ekinler biçilip harman edildikten sonra en az iki ay süren dövenle gem sürmenin bana ne kadar zor geldiğini anlatamam.Kilom hafif geldiği için dövenin üstüne taş koyarak dengelenen ağırlıkla sap yumuşatma işini temmuz - ağustos sıcaklarında o yaşta yapmanın ağırlığını anlatmaya gerek olmadığını da biliyorum.
İlkokul son sınıfta olduğumu belirtmiştim. Karadeniz Artvinli öğretmenim Önuray okumam gerektiğini ve orta okula devam etmemin yollarını aradığını da biliyorum. Neyazık ki ailem okumam tarafı değil.Ben se ne edip ne yapıp içinde bulunduğum ağır koşullardan kurtulmam gerekiyordu.Parasız yatılı okulların olduğunu öğrendim. Bu sınava girmem için öğretmenimden yardımistedim. Oda zaten istediğiiçin seveseve yardım etti. Ama babamın karşı çıkışını anlatarak halletmem gerekiyordu.Yazları gene tarımmişlerinde kendisine yardımcı olacağımı anlatmağa çalışmamarağmen ikna olmuyordu. Okula göndermek istemediğinde kararlı oduğunu anladıktan sonra. kendim yatılı okul sınavına katılmanın yollarını aramaya başladım ve annemlebir olarak sınava girmem için yumurta tavuk paralarından yol parasıve harçlık tedarik etmeye başladık. Sonuçta tek başıma KAHRAMANMARAŞ\' A gelerek sınava girmeyibaşardımve o yıl imam-hatipokulu birincisınıfa yatılıolarak yazıldım. orta öğretim hayatım böylece başlamışoldu. 2 yıl önce

ABDÜLCABBAR ABDÜLCABBAR OKULUMUN YANINDA ESKİ TEKEL BİNASINI BALİCİLER MESKEN TUTMUŞLARDI. BEN O ARKADAŞLARIN O HALE GELMESİNDE BİR EĞİTİMCİ OLARAK BİZLERE DÜŞEN GÖREV OLDUĞUNU HİSSE DİM. BEN BU GENÇLERİN YANINA GELDİM. ONLAR LA KONUŞMAYA BAŞLADIM, ARKADAŞLAR SİZLERİN BUHALE GELMESİNDE BİZ EĞİTİMCİLERİN DE EKSİ OLMUŞ DUR DEDİM. ARKADAŞLAR AÇ MISINIZ,NE TÜR İHTİYACINIZ VAR. DEDİM VE İHTİYAÇLARINI GİDERMİYE ÇALIŞDIM. NASİHATLARDA BULUNDUM. DAHA SONRA BURU OKUL OLDUĞU VE SİZLERE KÖTÜ GÖZLE BAKMALARINI İSTEMİYORUM DEDİM VE BU ÇOCUKLAR OKULUMUN ÇEVRESİNDEN AYRILDILAR. 2 yıl önce

Ertan GÖL Ertan GÖL Ilıca Orta Okulunda görev yapıyordum. Bir gün matematik öğretmeni arkadaşımız gelerek sınıfın birisinde 4-5 basamaklı sayıları hesap makinesinden önce yapabilen bir öğrenci oluğunu söyledi. Öğrenciyi gidip sınıfında gördüm. Hakikaten de öğretmenimizin söyledikleri doğruydu. Öğrencinin diğer çocukladan çok farklı oluğu belliydi. Ben durumu Milli Eğitim Müdürlüğüne bildirdim. Yapılan yazışmalar sonucunda öğrencimiz Milli Eğitim Bakanlığınca Üstü Zekalılar Sınavna girmek üzere Ankara\'ya davet edildi. Ancak öğrencinin babası çok fakir bir insandı ve Ankara\'ya gitmek istemiyordu. Öğretmen arkadaşlarımızla aramızda para toplayarak veliye destek sağladık.Velimi öğrencmizle birlikte Ankara\'ya gitti. Yapılan sınavı öğrencimi kazanmıştı ve artık üstün zekalılar okulu öğrencsiydi. Üstün zekalılar okulunu başarı ile bitiren öğrencim daha sonra ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümünü kazandı. Öğrencim artık ODTÜ öğrencisiydi ve çok başarılı bir öğrenciydi. Benim Ilıca\'dan Kahramanmaraş merkeze atandım ve öğrenci ile irtibatım kesildi. 2010 yılı yazında tesadüfe o öğrencimin küçük kardeşi ile çarşıda karşılaştım. Abisinin nerede ve nasıl olduğunu sordum. Aldığım cevap karşısında çok şaşırdım. Adı geçen öğrencim ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühündisliği bölümünü derece ile bitirmiş ve şimdi de Amerika Birleşik Devletlerinde NASA\' da görev yapıyordu. Çok mutlu olmuştum, çok sevinmiştim. 2 yıl önce

Rızvan UTKU Rızvan UTKU 1977 Yılında Göksun Lisesi’nde göreve başladım. Stajyer öğretmen olmama rağmen, tüm sınıfların fizik derslerini verdiler. Yaklaşık günde 5-6 saat ders çalışıp hazırlanarak bu dersleri yürüttüm. Üniversite sınavında dersine girdiğim son sınıf öğrencilrinin %90 ı üniversite sınavında başarılı oldular. Meslekteki ilk yılımda elde ettiğim bu sonuç beni son derece mutlu etti, mesleğimi sevmeme neden oldu. 2 yıl önce

abdulkadir  ergin abdulkadir ergin yıl 1983 kahramanmaraş ilinin bir ilçesinde birleştirimiş sınıflı bir okulda görev yaparken velimizin biri telaşlı bir halde yanıma geldi hocam bizim çocuğun üzerine sıcak su döküldü ne yapacağiz dedi hemen eve doğru gittik.hemen bir jilet ve cımbız bulmalarını söyledim.jileti kaynamış su içerisinde biraz bekllettikten sonra başladık yaranın üzerindeki kabarmış olanderileri cımbızla tuturak temizledik daha sonrayaranın açık bırakılmasını söyedim aradan 0 1l gün geçtikten sonra yara iyileşti.o günden sonra köyde adımız hoca doktor olarak anılmaya başlandı.köyde beni imen tanımazlar hoca doktor olarak bilirler.


2 yıl önce

HALİL AKYÜREK HALİL AKYÜREK Çalışmayı sevebilmenin ilk şartı, işi ve mesleği iyi seçmektir. Fakat, bu yeterli değil; diğer şartı da emeğin karşılığını geri almaktır.
1996’da Isparta’nın Yalvaç İlçesinin Sücüllü Kasabası’nda öğretmenlik yapıyordum. Semih isimli yaramaz ,düzensiz,yalancı bir öğrencimiz vardı.Hem dersleri, hem de ahlaki yönden davranışları bozuktu.Derslerine giren öğretmenleri, arkadaşları ve idarecileri bıktırmıştı. Sık sık idareye çağırılırdı. İdareci arkadaşlarım bu çocuğu çok sıkıştırır, bazen de döverlerdi. Çocuk ise dişlerini gıcırdatır, içten içe bunlara kin beslerdi.
Bir gün Semih’in bir yaramazlığını da ben yakaladım. Arkadaşlarının önünde ona kızıp, utandırmak istemedim. Alıp sınıfa götürdüm. Davranışlarının kötü olduğunu, bunları düzeltmesi gerektiğini, gururu kırılmasın diye herkesin içinde ona bir şey söylemediğimi, yumuşak bir ifadeyle anlattım. Semih ile bayağı konuştuk. Semih bana orada söz verdi. Artık bu kötü davranışlarına son verecekti.
Gerçekten de söz verdiği gibi bir çocuk oldu. Bir daha yaramazlık yapmadı. Derslerini yavaş yavaş düzeltti. Ben de boş vakitlerimde onun derslerine yardım ettim. Manevi yönden onu destekledim. Semih iki yıl sonra Anadolu Lisesini kazandı. Bunu üniversite izledi. Şu an öğretmen olarak görev yapmakta. Her yıl öğretmenler gününde bana çiçek yollayıp, öğretmenler günümü kutlar.
Herkesin hayatına anlam katan, coşku kaynağı olan bir öğretmen mutlaka vardır.
2 yıl önce

Ahmet PURKAYA Ahmet PURKAYA Göreve başladığım ilk yıllarında bir köy okulunda görev yapmakta iken bir 4. sınıf öğrencisinin devamsızlık yaptığını gördüm. ve ailesini okula davet ettim ancak babasının öldüğünü annesinin bir başkasıyla evlendiğini çocuğun dedesinin yanında kaldığını öğrendim ve onunla görüştüm dedesi birgün sonra çocuğun elnden tutarak okula getirdi üzeri yırtık ayakkabısı sökük ve arkasına basılmış bir şekilde önüme geldi
önce nasihat ettim sırtını sıvazladım sınıfa götürdüm arkadaşlerının yanında ona daha fazla iltifat ettim arkadaşlarının arasına alınmalarını sağlğdım o günden sonra o çocuk hiç devamsızlık yapmadı ve bu gü o çocuk şu anada Ankara,da Gazetecilk yapıyor 2 yıl önce

Yeni görev yerim ve ilk idarecilik günlerimdi.Okulda bir velimiz ne söylesek bize sürekli ters mesajlar yolluyor. İstediğimiz iki lira için bile anlamsız haberler yolluyordu.Söz konusu veli ile yüz yüze görüşmek istedim.Gündüzleri çalışıyordu.O nedenle öğrencimiz ile haber yolladım.Baban müsait zamanda buyursun gelsin bir çayımı içsin diye.Bir kaç gün sonra geldi. Oturduk ,konuştuk.Birbirimizi anlamaya çalıştık.Çölyak hastası bir çocuğu olduğunu öğrendim.Buna bağlı bir takım problemler yaşadığını tespit ettim. Çaylarımız bittiğinde o beni ben de onu yakından tanıdım.Bundan sonra okula katkıda bulunmak için kendisini zorlamamasını gerektiğini,yapabileceğimiz şeyler olduğu zaman bizi haberdar etmesini söyledim.İkimiz de mutlu bir şekilde evlerimizin yolunu tuttuk.Ertesi gün o velinin sınıf öğretmeni odama gelerek velinin okula yardım gönderdiğini söyledi.İçtiğimiz çaydan sonra velilerden isteklerimizi ilk yerine getiren o velimiz oldu.Okul civarından ne ile geçerse geçsin selam vermeden geçmez.Yazları okula tarhana firiği yollayan ilk ve tek velim.Çölyak hastası çocuğu okula başladı ve okulun MASKOTU. 2 yıl önce

Hakkı Erdemir Hakkı Erdemir Doksanlı yıllar, görevimin henüz başlangıcı.Kastamonu ili İhsangazi ilçesi Bedirgeriş köyündeyim. Bir gün Şükrü adlı öğrencimin başı ağrıdığı için okula gelmiyeceği söylendi. Kontrole gittiğimde karşılaştığım durum karşısında şaşırdım.
Şükrü, bir süre önce kafasını sıraya çarpmış ve Şükrünün kafası balon gibi şişmiş,sonrasında iltihaplanmış, hatta iltihap bir kaç kat deri altına ilerlemiş, çarptığı yerin dışından da iltihap çıkmaya başlamış.
Köy dağ köyü yol kardan dolayı kapalı,telefon çalışmıyor, ilçe çok uzuk. Kısacası iş başa düşmüştü.Pansuman için her türlü ilk yardım malzemesi vardı.Ancak pansuman yapacağım alan havası alınmış balon gibiydi.Balonlaşan alan kesip kaldırılmadan yapılacak pansuman hiç bir işe yaramayacaktı. Balonlaşan kısmı büstürü ve makasla kesip birinci tabakayı kaldırdım, ikinci tabakanın altına ilirleyen iltihabı elimle bastırarak çıkardım ve pansuman yaptım. Pansuman yol açılıncaya kadar devam etti,yol açılınca, Şükrü yü sağlık ocağına götürdüm. Doktor gördüğü manzara karşısında şaşkına döndü ve Şükrü nün başına bakmakta zorlandı.
Doktorun verdiği ilaçları kullanarak uzun bir süre pansumanına köyde devam ettik. Sonunda Şükrü iyileşti, dökülen saçları yeniden çıktı. 2 yıl önce

liderlikforumu-kmaras liderlikforumu-kmaras 1/2/1954tarihinde K.Maraş\\\\\\\"ta doğdum hep çalıştım başarmak için yaptiğım her işte karşılık beklemek veya ödüller verilir düşüncesinde olmadım,meslek hayatımda bazı hak etmediğim durumlarla karşılaşmama rağmen mücadele etmekten vazgeçmedim. Hep milletime, devletime, kurumuma ve öğrencilerime hizmet ettiğime inaniyorum ve kendimin her zaman başarılı olduğuma inaniyorum başkalarının takdirini beklemedim. Sevgi ve saylarımla... 2 yıl önce

Murat TÜTEN Murat TÜTEN 1991 Mart ayının ortalarına doğruydu.Görev yaptıgım Ağrı-Diyadin ilçesinde çalışıyordum.Oyıllar Terörün zirvede olduğu olaysız bir günün geçmediği bir zamandı.
Yine böyle bir günde yaklaşan Neruzda yaşanacak olayları önlemek için bölgemize askeri birlikler sevk edilmişti.Gelen askeri birliklerden bir kısmıda okulumuzun bahçesinde kurulan çadırda kalıyordu.
Herzaman ki gibi sabah erkenden okula gitmek için evden çıkmıştım.O sabah sanki daha soğuktu.Yaklaşan Nevruzun soğukluğunu ta içimde hisetmiştim.Karışık duyguluriçinde okulu kadar yürüdüm.
Sabah ilk des için sınıfımf gimiştim.Öğrecilerle dersehazırlık ve günlük olayları konuşuyorduk.Bir öğrencim yarım türkçesiyle askerlerimizi göstererek
Öğretmenim askerler bizi öldürmek için gelmişler doğrumu diye sordu ?
Bu soru karşısında kanım domuştu.Yavrum dedim olmaz böyle birşey mümkün değil diyerek askerlerin geliş amaçlarını anlatarak öğrencilerin korkusunu yenme endişelerini gidermeye çalıştım ama nafile o küçücük beyinlerde korkunun yenilmesi mümkün değildi.

2 yıl önce

ALİ ALİ Öğretmenliğimin ilk yıllarındaki karşılaştığım bir öğrencim bende ve muhtemelen onda derin izler bıraktı.Öğrencimin adı Eyüp.İlk karşılaştığımızda birinci sınıfa kayıt olmasına rağmen bir hayli okula geç başladı.okula geldiği ilk günkü hali gözümün önünde,üzerinde kocaman bir pantolon, muhtemelen bir hayli büyük ağabeyinin pantolonu.altları kıvrılmış,pantalon belinde durmadiğindan eli sürekli sırtında pantalonu kavramış,başı eğik,korkak ve ürkek bu halde karşımda duruyor.sonraki günlerde takip ettim hiç bir öğrenciyle iletişimi yok,kendi halinde içine kapanık kaderine küsmüş.Eyüple bir kaç günlük arkadaşlıktan sonra Eyüpün sorununun sevgi ve değer verilme duygularının hiç okşanmadığı kendisi hiç sevenin olmadiğini öğrendim.Bundan sonra Eyüple daha fazla ilgilenmeye ve hepsinden önemlisi ona insan olmasından dolayı hak ettiği değeri verdim ve bunu ona davranış olarak da gösterdim.Bunu Eyüp farkedince tut tutabilirsen.Okulun en sosyal,oyunların en aranan çocuğu O oldu öğretmenin değer verdiği Eyüp bir anda köyün en popüler ve en değerli çocuğu oluverdi.İlerleyen günlerde bir gün Eyüp çok üzülüyordu bunu anlamamak imkansızdı ne olduğunu sorduğumda bana cevabı \" Babam keçiyi satacak Öğretmenim \" dedi .Bende oğlum satsın ne olacak sende keçiyi otlatmaktan kurtulur biraz daha fazla ders çalışırsın dedim.Bana cevabı her insanı etkileyecek türdendi \" Öğretmenim bulgur pilavı kuru kuru yenmiyor ki \"oldu.Eyüp bunu bana söylediğinde 6 yaşındaydı.Eyüp\'ün ailesi çok fakirdi o bulgur pilavında hiç yağ olmadiğini ben yıllar sonra öğrendim.Eyüp ten aldığım son haber Niğde Eğitim Fakültesinde okuyor olmasıydı. 2 yıl önce

ALİ ARASTACI ALİ ARASTACI Şehire en uzak köylerden birinde yaşayan Ahmet ilkokulu bitirmişti.Orta okul kendi köyünde yoktu.Ama Ahmet okumuk istiyordu.Babası O\'nu şehirdeki orta okullara yazdırmak istemişti ama şehir okulları kayıtların bittiği gerekçesiyle onu kaydetmemişler.Ben olayı Ahmet\'in eniştesinin babasından dinledim. Bey Mustafa Amca Ahmet\'i bizim okula getir gerisini merak etme dedim. Bey Mustafa Amca birkaçgün sonra Ahmeti getirdi. Baktım Ahmet terbiyeli, sessiz sakin, birleştirilmiş sınıflarda okuduğu için oldukça zayıf ama okumak istiyordu. Kayıt süresi birhayli geçmesine rağmen Onu okula kaydettim. Kendisinin çalışması bizim sürekli moral ve motivasyonumuz sayesinde Ahmet o sene normal bir başarı sağladı. Daha sonraki yıllarda başarı grafiğini artıran Ahmet yıllar sonra karşıma bir öğretmen olarak çıktı.Ve elimi öptükten sonra hocam sen olmasaydı ben bu gün dağ köyünde çobandım. Allah razı osun kayıtların süresi dolduğu halde beni okula kaydettin bana rehberlik ettin, sahip çıktın ben şimdi Mardin\' öğretmenlik yapıyorum dedi.Birbirimize tekrar sarıldık, sohbet ettik ve hasret giderdik. O Şimdi bir okulumuzda Müdür yardımcısıdır. 2 yıl önce

1979 yılında orta okula mahallemden 15 arkadşla başlamıştık.hem ailede hemde mahallemizde orta okul ve lisede okuyan yoktu.Orta okula birlikte başladığımız arkadaşlarımın çoğu okuyamadı.lise 1. sınıftada en yakın arkadaşım okuldan ayrıldı
ve yola beraber başladığımız 15 arkadaştan sadece ben liseyi bitirdim.Daha sonra üniversite sınavı ve üniversite mezunu oldum.Bu aile içinde ilk tir
2 yıl önce

Kasım KOCABAŞ Kasım KOCABAŞ Nereden başlamalı bilmiyorum ama bildiğim birşey varki benim başarı öyküm, lise birinci sınıfta başladi diyebilirim. Belkide içimdeki yıldızın parladığı ve kendimi tanımanın yada içimdeki başarı şifrelerinin çözülmeye başlamanın getirdiği aydınlık bir yolun başlanğıcı da denebilir. Lise birinci sırıfta ilk dönem bitmiş ve karneyi almıştım, karneye baktığımda ben şaşırmamıştım ama benim haricimdeki herkeş şaşaırıyor hatta hayal kırıklığı yaşıyorlardı. Çünki 16 tane dersin 12 tanesi zayıftı. Karneyşi aldım ve Andırının, Bulgurkaya köyüne gittim, ailem orada oturuyordu ve ben Kadirlide ablamla beraber bir odalı evde okumak için gönderilmiştik.. Köye vardım ve babam karneleri istedi benimkine bakınca, sen adam olamazsın dedi ve karneyi yırtıp attı artık okula gitmeyeceksin ve baimle burada çalışacaksın dedi. Onbeş tatil bitti ve devamında yaklaşık birbuçuk ay beni okula göndermedi. Bu arada sık sık düşünüyor ve ne yapmam gerktiğine karar vermeye çalışıyordum. Biliyordum ki köyde ineklerin, öküzlerin, keçilerin arkasında bir ömür nasıl geçer diye düşüncelere dalıyordum. Aydıca babam, Andırında tarım arazileri çok enğebeli olduğu için karasanala yani öküzlerle ekilebiliyordu, babam bu işi banada öğretmeye çalışıyordu. Şehirde arkadaşlar, gezmek, dolaşmak, tabirri caizsee, ekmek elden su gölden rahat bir yaşam varken başarısızlık beni, küçük bir köye, iki öküz ve bir karasabanın arkasına mahkum etmişti. Bu düşünceler benim yavaş yavaş geleceğim konusunda net bir karar vermeye zorluyordu. Sonunda kararımı verdim ve bir akşam yemeğinde cesaretimi topladım ve babama ben okumak istiyorum dedim ve bana bir şans daha vermesin istedim. Bana şöyle bir baktı ve bir ömür bana beddua etmeni istemediğim için sana bir şans daha vereceğim ama bir şartım ve \"okul bittiğinde karnenede bir tane zayıf olmayacak\" dedi. Bende kabul ettim, cebime harçlığımı koldu ve beni yeniden Kadirli\'ye okula gönderdi.. Öğretmenlerim beni görüncü anlamlı anlamlı gülüyor ve arkadaşların birazda alaycı bakışlarla gülümsüyorlardı. Ama ben içimdeki şartlanmışlığı ve geleceğim için başanmanın azim ve kararlılığını anlacak inandırıcılığı kaybetmiştim. Okul başladı ve ilk yazılı Kimya dersindendi. Gerisini dinlemek istiyorsanız .. Arkası yarın.... 2 yıl önce

Mehmet ÇİFTÇİ Mehmet ÇİFTÇİ Mesleğimde ilk görev yerim İzmir ili Bergama İlçesi İmam Hatip Lisesidir.Göreve başladığım okulumda idari proplemler hat safhadaydı. Okul müdürüm benim lise yıllarındaki bir öğretmenimin okul arkadaşıymış. Bu yönüyle bana sahip çıkıyor, diğer yönden adaylık eğitiminde rehber öğretmenim müdür beyle konuşmuyordu. Görevim gereği kimle konuşursam diğer taraf merakla birşeyler öğrenmeye çalışıyor, hatta mesafe koyuyordu. Ben kelimenin tam anlamıyla iki arada kalıyordum. Bu durumdan ben de çok rahatsız oluyordum. Bu günlerde müdür beyle rehber öğretmenim mahkemelik olunca iyice tedirgin olmuştum. Böyle sıkıntılı günler devam ederken her iki tarafla medeni ilişkilerimi devam ettirmeye çalıştım. Saygı ve sevgide kusur etmemeye çalıştım. Sonunda zorda olsa her iki tarafında bana karşı sevgilerini kazanmıştım. Görevimdeki ilk yıllarda yaşadığım bu zor dönemde idareci ve öğretmenlerimin takdirlerini kazanmıştım. Bu sonuca ulaşmamda sabır ve samimiyetin çok faydasını görmüştüm. Hatırladıkça mutluluk düyarım... 2 yıl önce

Ökkeş TURAÇ Ökkeş TURAÇ Karader köyü kocasekisi obasına atamam yapılmıştı. göreve başladıgım zaman aklıma ilk olarak mezun oldugm okul gelmişti.Okula müdür olmak kendi mahallemdeki cocuklara iyi hizmetetmek.buralara gelmek icin calışmak ama cokcalışmak.Cünkü mahallemin okulu köy okulundan farkı yoktu.1986 yılı mezun oldugum okula müdür olarak atamam yapıldı Azimli olmak her işi başarır 2 yıl önce

Muhammet KÖŞKER Muhammet KÖŞKER Yıl 1988 köyümüzde bulunan ilkokulda 5.sınıf öğrencisiyim.İlkokul sonunda sınavlara müracaat etmiştim.Şanlıurfa\'da katıldığım yazılı sınavı kazanmıştım.Sıra mülakata gelmişti.Bizi 15 er kişilik gruplar halinde bir salona almışlardı.En baştaki öğrenciye Kızıayın görevlerini sordular,bilemediklerini de sıradaki öğrenci tamamladı.Üçüncü sıradaki öğrenciye Amerika\'yı kimin keşfettiğini sordular,bilemeyince sıradakine aynı soruyu yönelttiler.Hiç kimse bilemedi derken sıra bana geldi.Kriftof Kolomb diye cevap verdim. Aferin dediler. Ben de 8-10 kişinin bilemediği soruyu cevaplamanın sevinci içerisinde salondan ayrıldım 2 yıl önce

fatih mehmet gökçe fatih mehmet gökçe 1982 yılında edirne ticaret lisesinde göreve başladım bir gün derse çalışmadan okula gittim nasıl olsa bugün dersi idare ederim dedim ancak çok seki bir öğrenci benim derse çalışmadığımı fark etti.hocam buğun siztemi derse çalışmadınız dedi. çok utandım ve o günden sonra bir daha derse çalışmadan, konuyu bilmeden derke girmedim bu olay benim hayatımda başarılı olmamı sağladı. 2 yıl önce

İSMAİL DAĞLI İSMAİL DAĞLI 17 Ağustos depremi yaşanmıştı,Marmara bölgesi cehennemi yaşıyordu adeta.Ben de üniversiteyi bitirmiş ve öğretmen atamaları için başvurumu yapmıştım.Heyecanla atama sonuçlarını beklerken atamamın deprem bölgesindeki bir ilin ilçe köyüne çıktığını öğrendim.Çok sevindim,aklımın ucundan bir ümitsizlik bir korku geçmemişti hiç.Tek düşündüğüm şekilendireceğim,onlara anne,baba,kısacası her şey olacağım öğrencilerim,görevdeki ilk gözağrılarımdı.Valizimi alıp ana-babamın elini öpüp yola çıktım.Otobüsle uzun bir yolculuğun ardından atandığım il sınırlarına gelmiştim.Manzara dehşet verici ve ürperticiydi.Yıkılan binalar,yollar... Şehir adeta terkedilmiş gibiydi.İnsanlar çadırlarda yaşamaya çalışıyorlardı.İl içinde de 2 saatlik bir yolculuğun ardından atandığım köye vardım.Gözlerim köyde bir okul binası ararken köylünün\"-öğrenciler şu caminin altında ders görüyorlar okul orası,\"demesiyle tuhaf bir psikolojiye büründüm.Ne bileyim belki de benim okul kelimesinden anladığım geniş bahçeli,birkaç katlı,dört dörtlük bir bina idi.Köylünün tarifiyle okula,yani cami altına gittim.İlk müdürüm(insanlığını hep örnek aldığım kişi)beni göreve başlattı ve sınıfımı gösterdi.İlk dersime girdim.Çocukların hemen hemen hepsinde depremin yaşanmışlığının bir korkusu vardı.Şu anda en önemlisi matematikten,türkçeden çok öğrencilerdeki bu korkuyu söküp atmaya çalışmaktı.Bunun için elimden geldiğince çalışmalara başladım.İlk önce öğrencilerimin ev yaşantılarını görmek ve velilerimle tanışmak için ev ziyaretlerine başladım.Elimde minik hediyelerle ziyaretlerimi gerçekleştirdim.Çok samimi bir bağ kurdum veli ve öğrencilerimle.Hemen hemen her gün teneffüslerde ve resim,müzik gibi derslerde öğrencilerimle sıkıntıları,sevinçleri vs. her konuda birebir sohbetler etmeye başladım.Onlar bana ben de onlara çok alıştım.Sınıfımda ikramlı veli ziyaretleri düzenleyerek çocuklarım hakkında bilgiler verip bilgiler aldım.Bu çalışmalarım yıl boyu sürdü.Askerlik görevim gelip çatmıştı.Okuldan ve köyden ayrılırken öğrenci ve veliler gözyaşları içinde beni uğurlamaya gelmişlerdi okula.Yaklaşık 15 ay gibi bir sürede çok güzel işler yaptığımın bir neticesiydi belki de bütün bunlar.Şu an dahi onlarla görüşüyorum ve birçoğunun üniversite okuduğunun haberini alıyorum.Bu mutluluk tarif edilemez ,sadece yaşanır diyorum kendi kendime.. 2 yıl önce